
80lerde baş gösteren video oyun konsolları arası rekabet, o dönemin çocuklarında birçok mesleğin ve bağımlılığın önünü açar. Piyasaya katılan Commodore, Amiga, Nintendo gibi büyük markalarla kızışan yarış, bu markalarla çalışan oyun ve oyun müziği yapan yetenekli insanların parlamasına yol açar. New York’lu video oyunu bağımlısı oyun müzisyenleri, 99 yılında biraraya gelirler. Hem eğlence olsun diye, hem de bağımlısı oldukları bu çip dünyasında kendileri için yaptıkları müzikleri paylaşmak için 8bitpeoples adındaki bağımsız oluşumu tetiklerler. 10 seneye, 100’e yakın ep ve birçok toplama albüm sığdıran 8bitpeoples, bu zaman aralığında müzik literatürüne kattığı micromusic, bitpop, 8bit ve chiptune adlı tarzlarıyla müziği çip tarafından soyutlamaya devam ediyor.
8bitpeoples’ın kurucu sanatçılardan olan Timothy R. Lamb (aka Trash80), Gameboy’u ile çok mutlu bir müzisyen. İlgilendiği ve bağımlısı olduğu bilgisayarlarla oyunları kendine meslek ediniyor ve oyun müzisyenliği kariyerini amaçlıyor. Gerçek zamanlı strateji oyunu olan Darwinia’ya müzik yapan Trash80, adını TRS-80 adlı retro radyolu bilgisayardan alıyor. 2002-2003 yılları arasında yaptığı müzikte hissedilebilen en yoğun duygu, “video oyununu açık mı unuttum” yanılgısı oluyor. Bazı bestelerinin hedefi oyun müziği besteciliğinden ileri gitmezken, Trash80’yi sadece eğlenceli tanımlama yanlışına düşülebilir. “Pain Fade Down” adlı şarkısı ile bir gameboy’un nasıl ağlayabiliceğini de gösterebilen Timothy, aynı şekilde “Reset”de de sanki biri çipimizi elektrikten bir an kesmiş gibi ortada kalmış hissettiriyor. Eski şarkılarında 8bit samplelarını istediği her müzik tarzında, her durumu betimleyebilir şekilde kullanabildiğini de paylaşmış oluyor. Trash80, elekrtonik, idm, klasik müzik, oyun müziği, bitpop gibi tercih ettiği tarzlarından ikisini en nihayetinde seçerek yoluna devam ediyor.2003 yıllında sessiz sedasız çıkardığı “Speak Computer” promo ep’sindeki 3 şarkı ile dikkati üzerine çeken Trash80, o dönemde eğlencesine yaptığı bu müziklerle kendisine bitpop seven, kemik bir hayran kitlesi yaratıyor.
Kendisini zorlamayı seven bir kişilik olarak 2004 yılında “Weeklies” adında bir proje yaratarak her hafta bir şarkı üretmeye çalışıyor. 8 hafta boyunca devam eden bu projenin 8 parçasının her birinde kendi karakterinin bir parçasını bulabiliyorsunuz. Kompozitörlüğünü de bu sayede dinleyicisine kanıtlayan Timothy, kendisine iki isim vererek tarzlarını birbirine karıştırmamaya özen gösteriyor. Tresk ile piano sonetleri besteler, yaylılarla downtempo klasik müzik yapar iken, Trash80 ile micromusic ve bitpop şarkılar yapıyor.
Kendini bulma aşamasında “Weeklies” projesi sayesinde büyük yol kat eden Trash80, ilk ep’sini 8bitpeoples etiketiyle çıkartıyor. “Hologram” ep’si önceki parçalarının aksine tek bir odakta toplanmış. Lezzetli çip dans müzikleriyle sizi hemen yakalayan ve alt yapısıyla tekrar tekrar dinlemekten sıkılmayacağınız bir zenginliğe sahip. Vokallerinde Jemgirl’in eşlik ettiği parçalarda dikkati çeken şey kendimizi video oyunu oynuyormuş gibi hissetmemeniz. Ki bu Gameboy’unu seksi bulan bir adamdan umulmayacak bir profesyonellik olarak yorumlanabilir. Trash80’nin bu ep’deki performansı, Jemgirl’ün sesi ve Gameboy bleep blooplarıyla birleşince “eskinin teknolojik yenisi” olup çıkıyor ortaya. Bu kavram, eski oyun müziği samplelarıyla geleceğin disco beatlerinin yaratılmasının eş anlamı.
2004 yılından sonraki 4 sene müziğin kod ve yazılımlar tarafına ağırlık veren Timothy, Native Instruments’la beraber çalışmaya başlıyor. Reaktor için geliştirdiği “oki computer” eklentisi ile retro bilgisayar seslerini ulaşılır kılar iken, Gameboy sesi emulatörü olan “play my gameboy” eklentisi de 8bit severlere güzel bir hizmette bulunmuş oluyor. Temmuz ayında binbir zorlukla kodlardan kafasını kaldırarak “Icarus” ep’sini yayınlayan Trash80, geliştirdiği tarzı ile ilgiye layık bir iş daha başarmış gibi görünüyor. Şarkılarında vokal olmaması onu eski oyun müziği saplantısına geri döndürmüş gibi görünüyor. Gelişim kulakla farkedilir türden, retro bağımlısı olsa bile, kendini 90lara zincirlememiş. “Icarus” parçasında görünen hava tüm ep’ye hakim bir yapıda. Oyun müziği havalarına göndermelerini, tatlı melodileri bitpop içine yedirmelerinden farkediyoruz. Hepsinden farklı olan, “Sodium Sonet extended remix” parçası, insanı karmaşık hisler içerisinde bırakan bir yapıda. Hüzünlü dans müziği, dramatik şehir discosu gibi tamlamalar yapılmasına meydan veren güzellikte ve dinlenebilir hüzünde.
“Chiptunes” gönüllüsü Blip Festival, bu sene ağustos ayında New York’da Trash80’yi ve 8bitpeoples’ı ağırladı. Icarus’u tanıtan Trash80, geri bildirimleri ve yorumları kendi sitesinde kabul ediyor.
Trash80’nin tüm parçalarına www.trash80.net 'den erişilebilir.
Timothy’nin tasarladığı eklentiler için buraya tıklayınız.
Darwinia için de buraya tıklayınız.
*Haberin görseli Otro'ya aittir.
BLiP FESTiVAL 2008 TANITIM ViDEOSU
Blip Festival 2008: The Promo from Richard Alexander Caraballo on Vimeo.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder