
Bütün hikaye aslında çocuğuna oyuncak almayan bir aile yüzünden başlıyor. Colani henüz çocukken ailesinin aldığı kartonlar, ahşap parçaları ve yapıştırıcılarla kendi oyuncağını yapmaya teşvik ediliyor. Yaratmaya “problem çözmek” şeklinde yaklaşırken, probleme aradığı çözümlerin aslında doğada var olduğunu keşfediyor. Doğa anayla olan teşrikimesaisi bu şekilde başlıyor ve yarattığı eşsiz tarz onu 20. Yüzyılın öncü tasarımcılarından biri olarak konumlandırıyor.
Colani, Berlin Sanat Akademisinde Resim ve Heykel bölümünden mezun olduktan sonra, 19 yaşında Fransa Sorbonne’da aerodinamik eğitimi alıyor. Kariyerine otomobil endüstrisinde çalışarak başlıyor. 1960’larda kişiye özel fütüristik spor otomobil tasarımları ile ün kazanarak kendi stüdyosunu kuruyor. Aerodinamik bilgisini tasarım ile birleştirerek otomobillerin performanslarını da büyük ölçüde arttırıyor. Doğa anaya olan saygısını, doğa dostu yeni icatlar tasarlayarak perçinliyor. Yakıt tasarrufu eden otomobiller, buharlı kamyonlar ve daha birçok ilham verici projeleri ile ekolojik tasarım üzerine kafa yoran ilk isimlerden biri oluyor. 60 yıldır devam eden kariyerinde otomobilden tekneye, uçaktan gözlüğe çok geniş bir yelpazede tasarımlar yapan Colani, kendi tasarım manifestosuna da imza atıyor: Bio-Design (Biodinamik Tasarım)
Bio-Design kısaca keskin hatlar ve köşeler yerine ergonomik olan dairesel, organik formlarla insana ve doğaya uyumlu tasarım geliştirilmesi anlamına geliyor. Tarzının oluşmasında, 1970’lerde köpekbalığı, vatoz gibi deniz canlılarının formlarını incelemesinin büyük etkisi oluyor. Merkezi İsviçre’nin Zürih şehrinde olan Colani tasarım stüdyosu ile Almanya, Çin ve Japonya’daki şube ofislerinde Mazda, Boeing, Volkswagen, Sony, Canon gibi önemli firmalara tasarımlar yapıyor.
Resmi web sitesiDesign Museum London
Colani Tasarım Müzesi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder